26 Kasım 2012 Pazartesi

Atatürk’ün Türk Dili Hakkındaki Görüşleri nelerdir?

0 yorum

“En iyi savunma yöntemi, saldırıdır. Bu durumda dil alanında türemiş yabancılıklara saldıralım; ağacı bir kez silkeleyelim : Görelim, hangi çürükler düşecek; kalan sağlamlar bakalım ne kadardır? Dökülmeyenler, özleri ve arınmışları bulununcaya dek biraz daha işe yarayabilir; geçici olarak!…”
“Türk Dili’nin özleştirilmesi, varsıllaştırılıp kamuoyuna bunların benimsetilmesi için bütün yayın araçlarından yararlanmalıyız. Her aydın, hangi konuda olursa olsun, yazarken buna özen gösterebilmeli, konuşma dilimiziyse uyumlu, güzel bir duruma getirmeliyiz.”
“Başka dillerdeki her bir sözcüğe karşılık olarak dilimizde en az bir sözcük bulmak ya da türetmek gerekir. Bu sözcükler kamuoyuna sunulmalı, böylece, yaygınlaşıp yerleşmesi sağlanmalıdır.”
“Batı dillerinin hiçbirinden aşağı olmamak üzere, onlardaki kavramları anlatacak keskinliği, açıklığı taşıyan Türk bilim dili terimleri türetilecektir.”
“Öyle istiyorum ki Türk Dili, bilimsel yöntemlerle kurallarını ortaya koysun. Bütün dallarda yazı yazanlar bütün terimleriyle çoğunluğun anlayabileceği, güzel uyumlu dilimizi kullansınlar.”
“Dil devriminin amacı, Türk Dili’nin kısırlaştırılması değil genişletilmesidir. Amacımız, Türk Dili’nin öz varsıllığını ortaya çıkarmak, onu dünya dilleri arasında, değerine yaraşır yüksekliğe eriştirmektir.”
“En güzel ve ileri bir iş olarak türlü bilimlere ilişkin Türkçe terimler türetilmiş ve bu yolla dilimiz yabancı dillerin etkisinden kurtulma yolunda esaslı adımını atmıştır. Okullarımızda, eğitimin Türkçe terimlerle basılmış betiklerle başlamış olmasını kültür yaşamımız için önemli bir olay olarak belirtmek isterim.”
“Türk Dili’nin kendi benliğine, özündeki güzellik ile varsıllığına kavuşması için, bütün devlet kurumlarımızın, özenli, ilgili olması başkoşuldur.”
“Türk Dili varsıl, geniş bir dildir. Bütün kavramları anlatma yetisi vardır. Yalnız, onun bütün varlıklarını aramak, bulmak, toplamak, onlar üzerinde işlemek gereklidir.”
“Yeni Türkçe sözcükler önerebiliriz. Bu yönde ısrarla çalışmalıyız. Ancak bunları Türk Dili’nin olgunlaşma akışı içinde yapmalıyız.”
“Türk ulusu ile Türk Dilini uygarlık tarihinin ve kültür dillerinin dışında görmenin ne yaman bir yanlış olduğunu bütün dünyaya göstereceğiz.”
“Çocukluğumda elime geçen iki kuruştan birini betiklere (kitaplara) vermeseydim şu anda yaptığım işlerden hiçbirini yapamazdım. Daha çocukken, dersler, betikler arasında yuvarlanırken sezerdim ki bu dilin bir gereksinimi var. O gereksinimin ne olduğunu nasıl elde edileceğini bilmezdim. Ancak kesinlikle bir şeyler yapmak gerektiğini sezerdim.”
Sponsorlu Baglantilar
“Ulusal bilincin ayakta kalabilmesi, uyanık bulunması için dil ile tarih uğrunda çalışmak zorundayız.”
“Yaşamak isteyen uluslar, tarihleri ile tarihlerini her alanda yaşatan dillerine sağlam sarılırlar. Dilbilim, tarihin en uzak, en karanlık köşelerini aydınlatır. Türk tarihi, Türk ırkını ancak deneysel bilim belgeleriyle bulur. Türk Dili, bunlardan en önemlisidir. Türk’ün tarihsel varlığı ile bu varlığın yeryüzündeki yaygınlığını, özelikle Türk Dili’nin özgünlüğü çok açık bir kesinlikle göstermektedir.”
“Kültür işlerimiz üzerine ulusça gönüllerimizin titrediğini bilirsiniz. Bu işlerin başında da Türk tarihini doğru temelleri üzerine kurmak; öz Türk Dili’ne değeri olan genişliği vermek için yürekten çalışılmaktayız.”
Bizim ulusalcılığımızın esası, dil birliğimizin korunmasıyla olanaklı olacaktır. Türkçe bütün Türkiye’ye egemen olmalıdır.”
“Sonsal (nihai) hedefimiz, yalnız Anadolu Türklerinin değil bütün Türklerin ortak Türkçesini yaratmaktır. Türkçe bütün Türkiye’ye ve Türk dünyasına egemen kılınacaktır.”
“Ulusal duygu ile dil arasındaki bağ çok güçlüdür. Dilin ulusal ve varsıl olması, ulusal duygunun gelişmesinde başlıca etkendir. Türk Dili dillerin en varsıllarındandır; yeter ki bu dil bilinçle işlensin.”
“Ülkesi ile yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk ulusu, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.”
“İnanıyorum ki Türk ulusu, Kuran’ı kendi anadilinde okursa asıl benimsediği dinin özünü daha bir derinden ve daha bir bilinçle kavramış olacaktır.”
“Türk ulusunun dili Türkçedir. Türk Dili dünyada en güzel, en varsıl (zengin) ve kolay olabilecek bir dildir. Onun için her Türk, dilini çok sevip onu yükseltmek için çalışır. Bir de Türk Dili, Türk ulusu için kutsal bir hazinedir. Çünkü Türk ulusu geçirdiği sonsuz yıkımlar içinde ahlakını, göreneklerini, anılarını, çıkarlarını kısacası; bugün kendini ulus yapan her niteliğinin, dili sayesinde korunduğunu görüyor. Türk Dili, Türk ulusunun yüreğidir, beynidir.”
Kesinkes bilinmelidir ki Türk ulusunun ulusal dili ile ulusal benliği bütün yaşamında egemen ve temel olacaktır”.
“Türk demek dil demektir. Ulus olmanın en belirgin niteliklerinden biri dildir. Türk ulusundanım diyen kişi, her şeyden önce ve kesinlikle Türkçe konuşmalıdır. Türkçe konuşmayan bir kişi, Türk kültürüne ve ulusuna bağlılığını öne sürerse buna inanmak doğru olmaz.”
“Türk demek Türkçe demektir; ne mutlu Türküm diyene !”
“(Ölüm döşeğindeyken) Bakınız arkadaşlar, ben belki çok yaşamam. Ancak siz ölene değin Türk gençliğini yetiştirecek ve Türkçenin bir kültür dili olarak gelişmeyi sürdürmesi yolunda çalışacaksınız. Çünkü Türkiye ile Türklük, uygarlığa ancak bu yolla kavuşabilir.”
Read more ►

24 Kasım 2012 Cumartesi

Turan Yazgan Kimdir?

0 yorum

Turan Yazgan


1938 yılında Isparta’nın Eğirdir ilçesinde doğan Yazgan, 1948’de Eğirdir Zafer İlkokulu’nu, 1951’de İstanbul Vefa Lisesi orta kısmını, 1955’de parasız yatılı olarak Kastamonu Lisesi Fen Bölümü’nü pekiyi dereceyle bitirdi. 1959’da İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’ni bitirdikten sonra askerlik görevini yaptı. İmar ve İskân Bakanlığı Bölge Planlama Daire Başkanlığı’nda “İktisadi Araştırmacı” ve “Bölge Plancısı” unvanlarıyla beş yıl görev yaptı. 1963’te Güney İtalya Bölge Planlaması konusunda staj yapmak üzere İtalya’ya gitti. 
1966’da İktisat Fakültesi’ne asistan olarak girdi.
1967’de “Şehirleşme Açısından Türkiye’de İşgücünün Demografik ve Sosyo-Ekonomik Bünyesi” adlı tezle ve pekiyi derece ile doktorasını yaptı. 1971’de “Gelir Dağılımı Açısından Sosyal Güvenlik” konulu tezi vererek doçent oldu. 1977 ve 1978’de Güneydoğu Anadolu Bölgesi Planının Genel Koordinatörlüğü görevini yüklendi. Bölgede yapılan araştırmaları müteakip ortaya çıkan yedi ciltlik Güneydoğu Anadolu Gelişme Planını, Başbakanlık Tarım ve Toprak Reformu Müsteşarlığına sundu. 1979’da İktisat Fakültesi profesörlüğüne yükseltildi. Üniversite Senato üyeliği, Üniversite Yönetim Kurulu üyeliği ve Anabilim dalı Başkanlığı vazifelerinde bulundu. 
2000 yılında istifa ederek, üniversiteden emekliye ayrılan Prof. Dr. Turan Yazgan, hâlen 1980 yılında kurmuş olduğu Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı’nın genel başkanlığını yürütmektedir. Bu vakıf çatısı altında Türk dünyası kültür ve sanatının tanıtılmasına büyük katkılar sağlayan Yazgan, Türk Dünyası müziği, tiyatrosu ve resminin tanıtılması, Türk dünyası liderlerinin ve gençlerinin Türkiye ile kucaklaşması, Türk dünyası çocuklarının şölenlerde buluşması, Türk dilli eğitimin yaygınlaştırılması ve bu amaçla pek çok bilimsel konferans ve toplantılar düzenlenmesine öncülük ederek, Türk kültürünün korunması ve tanıtılması alanlarında çok büyük işlere imza atmıştır. Vakıf bünyesinde hazırlanan yayınlar ise, Türk kültürünün dünyaya tanıtılmasında önemli bir rol oynamıştır. 
Türkiye’de ve Türk Dünyasındaki hizmetleri nedeniyle 200’den fazla plaketle ödüllendirilen Turan Yazgan’ın, ayrıca yurtiçi ve yurtdışındaki pek çok üniversiteden verilmiş fahri doktora unvanları bulunmaktadır. 
Yazgan evli olup, 3 çocuk ve 2 torun sahibidir. 
Read more ►
 

Copyright © evet burda! Design by O Pregador | Blogger Theme by Blogger Template de luxo | Powered by Blogger